14 Şubat 2014 Cuma

Sevgililer Günü

"Antik Roma'da 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus'un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı. Bu günde, Lupercus'un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus'u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı. Lupercalia bayramının arifesi olan 14 Şubat'ta genç erkeklerin genç kızların isimleri yazlı kura çekerek bayram boyunca 'çift' olma alışkanlığı vardı. 469'da Papa bu gayri-Hıristiyan bayramını yasaklayarak sadece kura çekilişine izin verdi. Ancak artık kuralarda kızların değil azizlerin isimlerini yazılıydı."* Bugün sevgililer günü. Böyle uluslararası önemli günlerin hepsinin bir öyküsü vardır diyerek hemen Wikipedia'dan bir bakayım dedim. Hep aşağıladığımız, kapitalizmin tüketim oyunu dediğimiz, burun kıvırdığımız günle ilgili çok da bir şey bilmediğimin farkına vardım. Üniversite zamanımda en renkli politik çalışmalardan biri sevgililer günüydü. Zira medya bize çok hoş malzemeler veriyordu. Sevgililer gününde, mesela ketçapla mayonez sevgili oluyordu. Aşk ölçerler vardı reklamlarda; "onu ne kadar sevdiğini bu ürünle anlat" gibi. Neyse, yani sevgililer gününe önyargılı olmamak çok zordu bizim için. Ama her şey gibi kökeninden kopmuş bir şeymiş bu sevgililer günü, nereden bileceksin. İslamın Anadolu'ya girmesinden önceki bir çok inanışın dini ritüellerini, İslâm'ın bir yorumu gibi -ya da başka şekillerde- , günümüzde dahi görebiliyoruz. Merkezi inanışın girdiği, fethettiği bölgelerde yaşayanlarla kurduğu ilişkinin sonucu olan bu durum, sadece İslâm'da değil diğer merkeziyetçi dinlerde de var olan bir durumdur. Bu duruma güzel bir örnek olan Saint Valentine günü, Roma Katolik Kilisesi'nin antik çağlardan gelen Lupercalia gününü kendi inanç ritüeli haline getirme çabasının sonucudur. Merkezi otorite, kendi kutsallığını yerelin değerleri ile biçimlendirip sunarsa, otoritesini bu yerelle kurduğu ilişki biçimine çok daha kolay yansıtır. Neyse uzatmayayım, sonuç; Lupercalia günü, olur sana Saint Valentine günü. Sonra yeni bir otorite çıkar. Bu otorite daha "insani"dir çok şükür. Zorlama yoktur, özgür iradeye inanır. Ne eder eder, bu kutsal günü de "gerçek değerini bulması için" pazara sunar. Bir sonuç daha; Saint Valentine günü oldu mu sana sevgililer günü. Dünyada milyonlarca, hatta belki daha fazla, dolarlık bir ekonomik hareketliliğin kökeninin antik çağın bir ritüeli olması ilginç mi? Belki ilk bakışta. Ama söz konusu kapitalizm. Bu zamanda her şey gerçek değerini bulması için pazara getirilir. Söz konusu ne kadar da insanî olan aşktır ama, o da bu sistemin metası olmaktan kurtulamayacaktır. Sevgililik güzel şey vesselam. Ne yapsam. Bari yazıyı bitirdikten sonra sevgilime bir demet karanfil mi alsam! *: http://tr.m.wikipedia.org/wiki/Sevgililer_G%C3%BCn%C3%BC

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder