Bugün 19 Aralık. "Hayata dönüş" operasyonunun 11. yıldönümü. 28 tutuklu ve hükümlü ile 2 erin hayatını kaybettiği olayların 11. yıldönümü. Operasyonun amacı; ölüm orucu eylemi yapan mahkumları "hayata döndürmek".
Bir tablo çizelim. Bazı insanlar yaşadığı hayattan muzdarip. Kimileri çok iyi koşullarda yaşarken kimilerinin kuru ekmeğe muhtaç kaldığı bir dünyada yaşamaktan hoşnut değiller. Başka bir şekilde yaşayabiliriz diyen bu insanları devlet kendine tehdit görüp hapishanelere kapatıyor. Yani diyor ki; sen bu sisteme dair en büyük tehditsin ve seni bu toplumdan yalıtarak cezalandırmalıyım. Diğer insanlarla görüşemezsin, benim belirlediğim koşullarda yaşayacaksın. Mesela bu dört duvar dışına çıkmayacaksın, ben ne dersem onu yapıp, ne verirsem onu yiyeceksin. Her ne kadar seni dört duvar arasında da tutsam, öyle her istediğin şeyi okuyamayacak, istediğin müziği dinleyemeyeksin. Hatta istediğin şekilde ıslık bile çalamayacaksın. Hergün seni kontrol edeceğim orada mısın diye, ne de olsa özgürlüğünü almaya çabalacağını biliyorum, belki kaçmak istersin. Benim tamamen kontrolum altında olacaksın.
Ve devlet, bu tamamen kontrol altında tuttuğu insanlara, yine kendi istediği gibi davranmıyorlar diye zor kullandı. Üzerlerine gaz bombaları ve kurşunlar yağdırdı...
20 cezaevine uygulanan baskınlarda kullanılan gaz bombası sayısı: 30 bin
Operasyona katılan askeri bölük sayısı: 40
Katliamı protesto ettiği için gözaltına alınanların sayısı: 2145
Edit: (tarihe not) Amerikalı iktisatçı Paul Samuelson'ın söylemiş olduğu "Fakir bebeğin içemediği sütü, zenginin köpeği içiyorsa; bana adaletten bahsetmeyin" sözünü de konusu adalet olan bu yazıya not düşmek istedim.


