22 Kasım 2011 Salı

Hrant'ın bir makalesi


Nora Nare Hoy Nare
Agos Gazetesi, 29 Aralık 2006
İşte yine yeni yıl heyecanının getirip dayattığı "Zaman", "Hız" ve "Değişim" denkleminin baskısı
altındayım. Hemen her yılbaşı olduğu gibi karmaşık duygular içindeyim.
"Değişim"i "Zaman"a bölüyor "Hız"la çarpıyor, sonunda da "Elde var sıfır, elde var sıfır" diye

hayıflanıyorum. Niye ki "Değişim"in "Hız"ına hiç ama hiç yetişemiyorum.
Şunun şurasında daha 35 yıl önce tanışmamış mıydım o dönemin en ilerlemiş teknolojik aleti olan

siyah beyaz televizyonla.
Şimdi ise iletişim ve bilişim marketlerini dolduran bin bir çeşit yeni teknolojik ürün var adını,

işlevini ve nasıl çalıştığını bilmediğim.
Öylesi bir çağda yaşıyorum ki o çağın getirdiği nimetleri ve değişimleri yakalamaktan acizim.

Kullandığım aletlerin bir-iki fonksiyonunu anca becerebiliyorum, varolan diğer sayısız
fonksiyonundan ise bihaberim.
Değişimi görebiliyorum... Değişimi fark edebiliyorum ama hepsi o kadar... Ona ulaşmak ne mümkün!

Ha ki bir yerinden yakalıyorum, o zaten değişiyor.
"Değişim" hangi "Zaman"da bu kadar "Hız"la aktı yarabbim!
Çok şükür ama, imdadıma yetişen birbuçuk yaşındaki torunum "Nora"m var. Kendisine aldığımız onca öğretici, onca eğitici hatta onca cicili bicili çocuk kandıran oyuncaklara inat, o kendi yarattığı teknolojik oyuncaklarıyla yakalıyor benden kaçan hızı.
Nora'yı gözlediğimde "Zaman", "Hız" ve "Değişim" denilen denklemin cevabının sıfır olmadığını

görebiliyorum.
Denklemi ben çözemiyorum ama birbuçuk yaşındaki Nora çözüyor. Nerede varsa teknolojik

bir düğme, Nora'nın parmağı onda! Kâh buzdolabında, kâh fırında... Kâh telefon tuşunda kâh
televizyon kumandasında. Teknoloji ve onun değişim hızı belki benim kuşağıma hatırı sayılır bir
nanik yaptı, bizim kendisine ulaşmamıza zaman olarak fırsat tanımadı, diğer bir deyişle elimizden
kaçtı ama görüyorum ki Nora'dan kurtuluşu yok.
Üstelik torun "Nora" yalnız da değil, yakında ikinci torun "Nare" de geliyor. Gerçi ben "Nare" diye

 erken ötüyorum çünkü babası başka isimde ısrarlı. "Karuna" diye bir isim uydurmuş... "Karun"un
(Bahar) ardına bir "a" ekleyip feminen yapmış, kendince yeni bir kız ismi üretmiş. "İlle de Karuna
olacak" diyor.
"Sen Nare'yi nereden uydurdun?" derseniz...
Nareg'den... Kadim Ermeni isminden.
Nareg'in "g"sini kaldırın olsun size feminen bir isim.
Zaten ilk mucidi de ben değilim... Ermenistan'da çokca kullanılan bir isim.
Ama pes etmiş değilim... "Babiklik" (dedelik) hakkım var ve "Nare" koydurmak için her türlü

entrikaya başvurup, elimden gelen tüm hinoğluhin baskıları uygulayacağım.
Üstelik şimdiden kendime beste de hazırlamış durumdayım. Nora'yı ve Nare'yi birlikte severken,

 "Nora Nare hoy Nare" diye halay da tutacağım.
"Zaman", "Değişim" ve "Hız" denklemini torunum ve kendi üzerimden sorgulamam boşa değil elbet.

 Ona baktığımda ancak, çok daha net anlıyorum "Değişim"in ve "Zaman"ın "Hız"ını. Sadece teknolojinin
 değil onun hızına da yetişemiyorum artık. Çok çabuk büyüyor, çok da çabuk öğreniyor.
Bütün ayrıcalıklar ona. O artık bütün ilgimizin üstünde yoğunlaştığı tek merkez.
Öncesinde oğluma misafirliğe giderdik şimdi, "Nora'ya gidiyoruz". Ya da hanım müjdeyi verip eve

erken gelmemi istediğinde oğlum ya da gelinim değil sanki gelen, "Noralar geliyor". Öylesine
ayrıcalıklı ki bugüne değin bir tek eşim bana "Çutak" (Keman) diye takma ismimle seslenirdi,
şimdi o da başladı.
Eşimle aramızdaki özel ilişkimize balıklama girdi.
E vallahi de hoşgeldi.
Gerçi tam "Çutak" diyemiyor "Tutak" diyor ama... Bana doğru koşup bir "Tutak Babig" deyişi

 var ki değmeyin keyfime gitsin. O an işte intikamımı almış hissediyorum bana nanik yapan "Zaman"ın
 ve "Değişimin" "Hız"ından.
Hanenizden torunlar eksik olmasın dostlar.
Hadi bu yılın başında onların "Genatsı"na (Varlığına) içelim. İçelim ve çabalayalım ki onlar mutlu

olsunlar, acı çekmesinler. Ne demişti Ermeni ozan Tumanyan
"Abrek yereğek payts mez bes çabrek" "Yaşayın çocuklar, ama bizim gibi yaşamayın."

http://www.hrantdink.org/ adresinden alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder